Yabancı öğrenci sayısı 100 bine nasıl çıkar?
2020 yılında 8 milyon yabancı öğrenci dolaşımda olacak. Yabancı öğrenci konusuna geç kalan Türkiye son yıllarda başta bölgesinden başlamak üzere bu konudaki hedefini yüksek tutmaya çalışıyor. Mevcutta 31 bin 170 yabancı öğrenciye ev sahipliği yapan Türkiye 5 yıl sonra bu rakamı 100 bine çıkarmayı hedefliyor.
Yükseköğrenim tüm dünyada hiç olmadığı kadar revaç görüyor. Yükseköğrenim gören öğrenci sayısı 200 milyonu bulduğu ve internet çağının hüküm sürdüğü günümüzde eğitim küresel bir olguya dönüşürken, öğrenciler sadece ülkelerinde değil, farklı bir ülkede eğitim görmek için çok daha cesur davranıyor. Farklı bir ülkede eğitim görmek için bilgi ve dil gibi altyapıları tamam olan gençlerin sayısı günümüzde 4 milyona ulaşmış durumda. Tahminlere göre; 2020 yılında başka bir ülkede eğitim gören ‘yabancı öğrenci’ sayısı 8 milyonu geçecek.
Yabancı öğrenci neden Batı’ya hücum ediyor?
ABD, Avrupa, Avusturalya yabancı öğrenci pazarında önde gelen ülkeler arasında yer alırken, Çin, Hindistan, Malezya, Singapur gibi Asya ülkeleri de bu konuda hızla yükselenler arasında yer alıyor. Öğrencilerin yükseköğrenim için özellikle Batı’ya hücum etmesinin temel sebepleri arasında ise söz konusu bu ülkelerde küresel hakimiyeti elinde tutan İngilizcenin kullanılıyor olması geliyor. Anglosakson ülkeler, ABD, İngiltere, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın küresel öğrenci pazarının neredeyse yarısına hükmetmelerinin en önemli sebebi İngilizce olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca eğitim kalitesi, verilen eğitimlerin küresel denkliğe sahip olması ve de dev bütçeli eğitim kurumlarının varlığı bu faktörlerden yine bazıları. Örneğin Harvard Üniversitenin bir yılda topladığı bağış miktarı Türkiye’deki toplam üniversitelerin bütçesinin 2 katı durumda. Bu dev bütçe hem burs hem de araştırma programlarına yansırken, her yıl binlerce öğrencinin buraya akın etmesine katkı sunuyor.
Türkiye bu fotoğrafta ne kadar parlak duruyor?
Peki 4 milyonluk dev potansiyeli ile 150 milyar dolarlık ekonomik hareket yaratan yabancı öğrenci pazarında Türkiye nerede yer alıyor? Özellikle 1990’lı yıllardan itibaren pek çok ülke üniversitelerine yabancı öğrenci çekme konusunda gaza basmayı tercih ederken, Türkiye 2008 yılına kadar yabancı öğrenciler için Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavı’nı (YÖS) uygulamaya devam etti. Oturma ve vize gibi işlemlerin zorluğu ile pekişen YÖS, Türkiye’nin 4 milyonluk yabancı öğrenci pazarının kıyısında kalmasına neden oldu. Ancak bu arada Türkiye’den ciddi sayıda öğrenci yurtdışında eğitim yapmayı tercih etti. Günümüzde 100 bin Türk öğrencisi yurtdışında eğitim görüyor. Buna karşılık yükseköğrenim için Türkiye’yi tercih eden yabancı öğrenci sayısı ise sadece 30 binler civarında. İstatistiklere göre 2012 yılında 8 bin 410 öğrenci yükseköğrenim için Türkiye’ye giriş yaparken, Türkiye’de okuyan yabancı uyruklu öğrencilerin sayısı toplamda 31 bin 170 olarak görünüyor.
Yabancı öğrenci ya da başka bir tanıma göre uluslararası öğrenci konusundaki küresel fotoğrafın içinde soluk bir görüntü veren Türkiye, son yıllarda umut verici gelişmelere imza atıyor. Türkiye’de son 10 yılda 66 yeni üniversitenin açılması, ülke olarak özellikle bölgesinde giderek güçlenen ekonomiye dönüşmesiyle olumlu imajını güçlendirmesi, üniversite tanıtımlarının teşvik kapsamına dahil edilmesi gibi gelişmeler, yabancı öğrencilerin Türkiye’yi tercih etmesinde önemli faktörler arasında sayılabilir.
5 yıl sonra 100 bin öğrenci hedefleniyor
Türkiye’de de bu konuda dikkat çeken çalışmalar da var. Örneğin üniversitelerin yurtdışındaki tanıtım faaliyetlerini daha kapsamlı ve sistemli bir şekilde yürütmek amacıyla kurulan TUPA Ajansı (Turkish Universities Promotion Agency) bu çalışmaların önemli ayaklarından biri. Tanıtım faaliyetleri ile önümüzdeki 5 yılda 100 bin yabancı öğrencinin Türkiye’ye gelmesi öngörülüyor. Bir yabancı öğrencinin ekonomiye yılda ortalama 30 bin dolarlık katkı sağlıyor. 100 bin öğrencinin 3 milyar dolarlık bir yabancı öğrenci pazarı oluşturması bekleniyor.
Yükseköğrenimde Türkiye’yi tercih eden ülkelerin başında ise Türk Cumhuriyetleri, Ortadoğu ve Balkanlar gibi çevre ülkeler yer alıyor. Avrupa bölgesinden özellikle Almanya yine yabancı öğrenci konusunda umut veren ülkeler bazında dikkat çekmeye devam ediyor. Ayrıca, Türkiye’ye gelen yabancı öğrencilerin büyük kısmı halen maliyet açısından sunduğu avantaj nedeniyle devlet üniversitelerini tercih ediyor. Bunlar arasında da İngilizce eğitim veren üniversiteler başı çekiyor.
Yabancı öğrenci ekonomik, stratejik kazandırıyor
Yabancı öğrenci sayısı söz konusu ülke için maddi ve manevi anlamda kazanç anlamına geliyor. Ciddi bir ekonomik hareket yaratan bu duruma en iyi örneklerden birini İngiltere veriyor. 2011 yılı itibariyle yabancı öğrencilerden yaklaşık 40 milyar dolar kazanç sağlayan İngiltere’de birçok sektörün toplam hacmi bu rakamın gerisinde kalıyor. Milyarca dolarlık ekonomiye neden olan yabancı öğrenci bulunduğu ülkeye stratejik avantajlar da sağlamakla dikkat çekiyor. Dünyanın en yetenekli beyinlerine sahip olmakla stratejik imkan kazanan ülkelerin eğitim kurumları da buna paralel olarak çıtayı her zaman yüksek tutuyor ya da bunun için gerekli olanaklara kavuşuyor. Ayrıca yabancı öğrenci eğitim gördüğü ülkenin gönüllü elçisi olarak hayatına devam ediyor.
Türkiye potansiyeli değerlendiremiyor
Günümüzde eğitim gerekçesiyle uluslararası dolaşımda olan öğrenci sayısının 4 milyon civarında olduğunu ancak bu dev potansiyelden Türkiye’nin aldığı payın 30 bin sınırında kaldığını belirten Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şenay Yalçın, mevcut tabloya rağmen Türk üniversitelerini tercih eden öğrenci sayısının çok daha fazla olabileceğinin altını çiziyor. Türk üniversitelerinin hepsinin yabancı öğrenci çekme konusunda gayretli olduklarını ancak bu konuda İngilizce eğitim yapan, uluslararası bilinirliliği ve çalışmaları olan üniversitelerimizin bir adım daha öne çıktığını söyleyen Prof. Dr. Yalçın, “Sayıları 4 milyonu bulan dev öğrenci potansiyelinden pay almak için ülke ülke dolaşan, tanıtımını yapan üniversitelerin tercih edilme şansı da göz ardı etmemek gerekir” diyor. Her yıl on binlerce öğrencinin yurtdışında bir üniversitede ya da kolejde eğitim görmeyi tercih ettiğini söyleyen Fatih Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şerif Ali Tekalan, öğrencilerin okul seçimini etkileyen faktörleri ise şöyle sıralıyor: “Öğrenciler ülke seçerken, üniversitenin bulunduğu bölgeden öğretim kadrosunun kalitesine kadar birçok kriteri dikkate alıyor. Ekonomi, sosyal imkânlar, gelişmiş laboratuvar şartları, mezun olunduğunda iş imkânı ve eğitim süresince kalınacak yurt ve spor tesislerinin modernliği gibi ayrıntılarda öğrenciler için önemli bir ayrıntı.” Yabancı öğrenciler için en cazip üniversitelerin uluslararası akreditasyona sahip ve akademik olarak belli standartlara sahip olan üniversiteler olduğuna dikkat çeken İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, bunu dışında üniversitenin ülkedeki konumu, erişilebilir olması, şehir içindeki konumu ve özellikle kampüslerin sosyal ve kültürel olanaklarının öğrenci tercihinde etkili olan diğer faktörler olduğunu ifade ediyor. Mezun Grup CEO’su Ali Hantal’a göre ise her şeye rağmen Türkiye özellikle bölgesinde yükseköğrenim için merkez olabilir. Yeni açılan üniversitelerle birlikte Türkiye bu potansiyele sahip durumda.
YÖS kalktı kırılma yaşandı
2008 yılında Yükseköğrenim Kurumu’nun (YÖK) Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavını (YÖS) kaldırma kararının yabancı öğrencilerin Türk üniversitelerini tercih etmesinde önemli kırılma yarattığı aktaran Prof. Dr. Yalçın, konuya ilişkin şu bilgileri veriyor: “Yakın zamana kadar Türkiye’ye gelen yabancı öğrenci sayısı kayda değer bir sayıda değildi. Oysa dünyanın gelişmiş ülkelerinde bu durum çok farklıydı. Bu ülkelere gitmeyi özendiren özgün uygulamaları vardı. Bizde ise hem YÖS adı altındaki sınav ve hem de yabancı uyruklu öğrencilere oturma izni çıkartılması gibi konular, uzun ve meşakkatli bir süreci getiriyordu. Bu, Türk üniversitelerine olan ilgiyi de elbette azaltıyordu. 2008 yılında ise YÖK’ün YÖS’ü kaldırma kararı, kırılma yarattı ve üniversitemize olan ilgi artmaya başladı. Bu ilgi daha da artabilir.”
Vakıf üniversiteleri potansiyeli harekete geçirir
Atılan olumlu adımların yeterli olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Şenay Yalçın, bu konuda özellikle vakıf üniversitelerine yönelik düzenlemelerin olması gerektiğini savunuyor. Yalçın, devletin vakıf üniversitelerine kaynak sağlaması durumunda tahminlerin ötesinde yabancı öğrencinin Türkiye’ye geleceğini belirtiyor. Devlet üniversitelerinin öğrenci maliyetleri açısından daha avantajlı konumda olması nedeniyle bu alandaki rekabetin eşit koşullarda yürümediğine dikkat çeken Yalçın şunları söylüyor: “Türkiye’de devlet ve vakıf üniversiteleri olmak üzere iki tür üniversite yapısı mevcuttur. Devlet üniversitelerine mali kaynak, milli bütçeden ayrılırken, vakıf üniversiteleri kaynaklarını kendileri oluşturmaktadır. Yabancı öğrencilerden alınan ücretler devlet üniversitelerinde sembolik denecek kadar azdır. Bu durum rekabet açısından oldukça zaafiyet yaratıyor. Şu anda devlet üniversitelerinde bir öğrencinin sadece yıllık eğitim maliyeti dört ile beş bin dolar arasında değişiyor. Gelişmiş ülkelere göre bu miktar her ne kadar daha az olsa da bu miktarın çok az bir kısmı yabancı uyruklu öğrencilerden alınmaktadır. Vakıf üniversiteleri bu durum karşısında biraz sıkıntılı. Oysa açıkça söylemek gerekir ki devlet kendi öğrencisinin eğitim maliyeti kadar öğrenci başına vakıf üniversitelerine kaynak sağlarsa tahminlerin ötesinde yabancı öğrenci ülkemize getirilebilir.”
Ayrıca şu anda üniversitelerde yabancı öğrenci kontenjanlarında ciddi kısıtlamalar olduğuna da dikkat çeken Yalçın, denetleme koşuluyla bu sınırlamanın kaldırılmasında büyük yarar olacağını belirtiyor. “Ülkemize gelen her öğrenci daha sonra ülkemizin gönüllü elçileri olacaktır” diye konuşan Prof. Dr. Şenay Yalçın, “Bu elçilerimizin sayısının artırılması küresel güç olma yolunda önemli hedefleri olan ülkemiz için hayati önem taşımaktadır” dedi.
Türkiye çekim merkezi olabilir
Yükseköğretim alanında Türkiye’nin bölge ülkeleri için olduğu kadar dünyanın diğer yerlerindeki ülkeler için de bir çekim merkezi olacak potansiyele sahip olduğunu söyleyen Yalçın, ancak bu hedef için henüz tam anlamıyla koşulları oluşturulmadığını ekliyor. Yalçın, bu hedef doğrultusunda, vakıf üniversitelerine ayrıcalık tanınmasının yanı sıra, vize kolaylığı, oturma izni ve eğitim ile ilgili denklik süreçlerinin hızlandırılmasına yönelik kolaylıkların sağlanması ve uluslararası öğrenci bulmak için üniversitelerin yapacağı faaliyetlere verilen desteğin artırılmasının da son derece olumlu sonuçlar alınmasına yardımcı olacağını aktarıyor. “Ülkemizin bulunduğu coğrafyada birçok alanda sahip olduğu stratejik üstünlükleri ve tarihten gelen ortak kültürel bağları da hesaba katarsak ülkemiz çok kısa zamanda bulunduğu bölgede bir üniversite ülkesi olacaktır” diyen Yalçın, Türkiye’nin gerek bölgesinde gerekse dünyada üstleneceği rollerde başarılı olabilmesinin bir ölçüsün de buna bağlı olduğunu ifade ediyor.
Bahçeşehir’de 72 ülkeden öğrenci var
Bahçeşehir üniversitesinde şu anda 72 ülkeden 1000′den fazla uluslararası öğrencinin eğitim aldığını ve bunun önemli bir kazanım olduğunu ifade eden Yalçın, “Çünkü üniversiteler olarak ülkemizin çizdiği gelecek vizyonuna katkı sağlamayı asli görevlerimizden bir tanesi olarak görmekteyiz. Bunun için şu ana kadar ABD’den Japonya’ya kadar pek çok ülkede akademik merkezler ve irtibat ofisleri açtık. Bütün gayretimizle ülkemiz yükseköğretiminin uluslararasılılaşmasına katkı sağlamak için çalışıyoruz.” diyor. Yalçın, ağırlıklı olarak Ortadoğu, Kafkasya, Orta Asya ve Afrika ülkelerinden öğrencilerini olduğu bilgisini paylaşırken bunu da, “Bu durum şimdilik doğal karşılanabilir, çünkü Osmanlı İmparatorluğunun hüküm sürdüğü coğrafyada ülkemize olan sevgi ve güven çok farklı.” diyerek açıklıyor. Bu konuda üniversitelerin ilişkilerin güçlü olduğu ülkelere ağırlık vermesi gerektiğini savunan Yalçın, “ Onlar bizim için referans olacak ülkelerdir. Onların memnuniyeti diğer ülkeler için de örnek teşkil edecektir. Başta Çin olmak üzere, Uzakdoğu ülkeleri ve Güney Amerika ülkeleri, üzerinde önemle çalışılması gereken ülkelerdir. Yukarıda ifade ettiğim konularda üniversitelere sağlanacak destekler ölçüsünde ülkemize daha çok ülkeden yabancı öğrenci gelecektir” diye konuştu.
Prestijli Türkiye yabancı öğrenciyi çekiyor
Fatih Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şerif Ali Tekalan’a göre ise Türk üniversiteleri artık uluslararası alanda tercih edilen üniversiteler arasına girdi. Bu durumu Türkiye’nin ekonomik gücünün ve uluslararası alandaki prestijinin artmasıyla açıklayan Prof. Dr. Tekalan, Bunu yurt dışına gittiğiniz zaman görebiliyorsunuz. Türkiye’nin uluslararası alanda prestijinin artması, öğrencilerin tercih etmesinde önemli rol oynuyor.” diyor. Bu konuda aslında Türkiye’nin geç kaldığına vurgu yapan Tekalan, yurt dışından gelen öğrenci sayılarını artırmak için yurt dışındaki üniversitelerle anlaşmalar imzalamak ve bu anlaşmalar çerçevesinde gerek öğrenci değişimi gerekse akademisyen değişimi yapmak gerektiğini ifade ediyor.
Vakıf üniversiteleri önemli avantaj
Türkiye’nin aslında yabancı öğrenci cenneti olabilecek bir ülke olduğunu söyleyen Rektör Tekalan, özellikle yabancı dille eğitim yapan vakıf üniversitelerinin yurtdışındaki gençler için önemli bir alternatif yarattığını ve bu anlamda vakıf üniversitelerinin de önemli adımlar attığını aktarıyor. Artık yabancı öğrenci almanın önündeki engel olan YÖS sınavının kalktığına değinen Teklan, “Komşu ülkelerle yapılan anlaşmalarla vize sorunu ortadan kalktı. Bu da yabancı öğrenci alımı için önemli bir avantaj. Uluslararası öğrenci artışını sağlamak ve ülkemizdeki eğitim kalitesini artırmak amacıyla yabancı öğretim üyeleri getirmeye başladık. Hem beyin gücünü tersine çevirdik hem yabancı beyinleri Türkiye’ye getiriyoruz” diye konuştu.
Ortadoğu’dan beklenen kayıtları alamıyoruz
Türk üniversitelerini tercihte ilk sırada Orta Asya ülkeleri olduğunu belirten Tekalan, “Türkiye’ye gelen yabancı öğrencilere ilişkin rakamlar incelendiğinde ülkedeki eğitim kurumlarına en fazla ilgiyi Orta Asya ülkeleri öğrencilerinin gösterdiği görülüyor. Türkiye’ye en fazla gelen yabancı öğrenciler Türk Cumhuriyetleri, Azerbaycan, Türkmenistan, Almanya, Yunanistan, Bulgaristan, Rusya ile Türkiye’ye yakın olan ülkelerden geliyor. En az tercih edenler Uzak Doğu ülkeleri ile mesafe olarak uzak olan ülkelerdeki öğrenciler” diye konuştu. Orta Asya ülkelerinden gelen öğrenci sayısının, kültürel yakınlığın da önemli desteğiyle artışta olduğunu anlatan Tekalan, buna karşın, İran ve Irak gibi komşu ülkelerle birlikte Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin de dâhil olduğu Orta Doğulu öğrencilerden beklenen kayıt sayısının alınamadığını ifade ediyor. Tekalan şunları söylüyor. “Almanya ile birlikte Avrupa kıtasında Türkiye’ye en fazla ilgi gösteren öğrenciler Doğu Avrupa ve Balkan ülkelerinde bulunuyor. Yunanistan, Bulgaristan ve Bosna Hersek, Afrika ülkelerinin de üniversitelerimize ilgisi oldukça fazladır.” Fatih Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şerif Ali Tekalan Fatih Üniversitesi’nde 102 ülkeden toplam 1365 yabancı uyruklu öğrenci bulunduğu bilgisini paylaştı. Teklan, bu öğrencilerin 874’ünün lisans, 259’u yüksek lisans-doktora, 83’ü Erasmus-Exchange, 149′unun da TÖMER öğrencisi olduğunu belirtiyor.
Yabancı öğrenci konusunda iddialı olan üniversitelerden bir de İstanbul Teknik Üniversitesi. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca da yabancı öğrencilerin Türk üniversitelerine olan ilgisinin son yıllarda artmaya başladığını doğruluyor. Ancak, Prof. Dr. Karaca’ya göre bu artış hala istenilen seviyede değil. Erasmus için İTÜ’yü tercih eden çok sayıda öğrenci bulunduğunu anlatan Karaca, ”Erasmus kapsamı dışında İTÜ’de yabancı öğrenci sayısında artış var. Biz yabancı öğrenci sayısını ciddi oranda yükseltmek istiyoruz” diyor.
Yabancı öğrenciye tanıtım çok önemli
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, Türk üniversitelerinin tercih edilmesi konusunda tanıtımın önemine vurgu yapıyor. Karaca şunları söylüyor. “Yabancı öğrencilere üniversiteleri tanıtmanın onların ihtiyaçlarını doğru anlayabilmek çok mühimdir. Ayrıca yabancı öğrencilerin öğrenimleri boyunca ülkenin kültürünü tanımaları ve buradaki Türk öğrencilerle birlikte bilimsel, kültürel etkileşim içinde olmaları gerekiyor. Bu nedenle de sadece tercih edecekleri üniversiteyi değil, belli bir süre kalacakları şehri tanımaları için de imkan yaratılmalı, bu konuda kolaylık sağlanmalı ve onlara yönelik oryantasyon çalışmaları yapılmalıdır.”
Türkiye’nin coğrafi konumu sebebiyle bir üniversite ülkesi olabileceğini ifade eden Karaca, özellikle de Ortadoğu, Asya, Afrika ve Balkanlar’dan öğrencilerin kolaylıkla gelebileceğini söylüyor. İTÜ’ye gelen öğrenciler hakkında da bilgiler veren Karaca, şaşırtıcı bir şekilde İTÜ’ye en çok İran’dan öğrenci geldiğini, bunun dışında Filistin, Kırgızistan, Çin, Pakistan, Irak, Kosova, Nijerya gibi ülkelerden öğrencilerin İTÜ’yü tercih ettiklerini söylüyor. Adı geçen ülkelerin dışında Avrupa ülkelerine ve özellikle de Balkan’lara yoğunlaşmak gerektiğini kaydeden Karaca, Balkan ülkelerinin hem coğrafi hem de tarihi açıdan Türkiye’ye yakın olduğunu, bunun değerlendirilmesi gereken bir avantaj olduğunu ifade ediyor.
Yeni açılan üniversiteler cazibe kazandırdı
Yükseköğrenim konusunda Türkiye’yi tercih eden yabancı öğrenci sayısının her geçen yıl biraz daha arttığını söyleyen Mezun Grup CEO’su Ali Hantal, günümüz itibariyle Türkiye’deki yabancı öğrenci sayısının 31 bin 170’çıktığı bilgisini verdi. Mezun Grup CEO’su Ali Hantal’ın verdiği diğer bilgilere göre ise geçtiğimiz yıl 8 bin 410 öğrenci Türkiye’ye gelmiş ve öğrenim gören yabancı öğrencilerden bin 952’si de mezun olmuş.
Öte yandan 2000-2010 yılları arasında 66 yeni üniversite kurulduğunu hatırlatan Hantal, bunun da başta Türk Cumhuriyetleri ve Ortadoğu’dan olmak üzere yabancı öğrenciler için Türkiye’yi cazip hale getirdi. Hantal, Türkiye’yi tercih eden yabancı öğrencilerin çoğunlukla düşük maliyet nedeniyle devlet üniversitelerini tercih ettiklerini ancak vakıf üniversitelerinin de her geçen yıl bu pazardaki paylarını artırdıklarını açıklıyor.
İngilizce eğitime önem verilmeli
Bu konuda Türk üniversitelerinin yaşadığı en büyük sorunun İngilizce eğitim olduğuna dikkat çeken CEO Ali Hantal, konuya ilişkin şu açıklamalarda bulunuyor: “Yabancı öğrenci konusunda üniversitelerimizdeki en önemli sorunlardan bir tanesi İngilizce olan bölümlerde derslerin tamamen İngilizce işlenmemesidir. Tüm üniversitelerimizde bu konuya önem verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü buraya gelen yabancı uyruklu bir öğrencinin Türkçe bilmemesi yüzünden sorun yaşaması gerekiyor. Aksi durumda öğrenciler sadece bulundukları üniversiteyi değil, tüm Türk üniversiteleri hakkında olumsuz yorumlar yapmaktadır ve bu da Türkiye hakkında olumsuz imaj yaratmaktadır. Üniversite yetkililerimiz bu konuya özen gösterirlerse Türkiye, yabancı öğrenciler için daha da cazip olacaktır.”
Türkiye’nin bölgesinde lider konumda olan bir ülke olduğuna dikkat çeken Ali Hantal, bu doğrultuda Türkiye’nin bölge ülkeleri için üniversite merkezi olabileceğine ve bunun için gerekli potansiyellerin bulunduğuna inanıyor. Her geçen gün açılan yeni üniversitelerin bu potansiyele sahip olduğunu ifade eden Hantal, “2012 yılında devlet üniversitelerimizin sayısı 103’e, vakıf üniversitelerimizin sayısı 63’e çıkmıştır. Bu artış önümüzdeki yıllarda da devam edecektir. İnancımıza göre 5-6 yıl içinde Türkiye’deki yabancı öğrenci sayısı 100 bine çıkacaktır.” Ali Hantal’a göre yabancı öğrenci konusunda potansiyel barındıran ülkelerin başında Azerbaycan ve Almanya geliyor. Azericenin Türkiye Türkçesine çok yakın olması Azerbaycan’ın Türkiye’ye öğrenci gönderen ülkeler arasında üst sıraya taşıyacağını vurgulayan Hantal, “Almanya’da yasayan Türk asıllı Alman vatandaşlarının sayısının yüksek olması sebebiyle Almanya’dan Türkiye’ye ilginin de artarak devam edeceğini düşünüyorum” diyor.